Kafes

Her şey yaşanmış bitmiş, orada takılı kalmadım da bendeki izi çok ağırıma gidiyor. Artık başka birini sevemiyecekmişim yada tekrar o hisleri yaşayamayacakmışım gibi geliyor. Artık farklı düşünmeye başladım, kendimin dahi çözemediği bir düşünce şekli. Yalnız kalmaktan o kadar sıkıldım ki biriyle olmanın verdiği mutluluk, uyuşturucu gibi şuan. Alsam bu uyuşturucuyu mutlu hissedeceğim fakat gün geçtikçe daha da çok canım yanacak, daha çok alışacağım, daha çok seveceğim, her şey daha güzel olacak ama ben kendimden vereceğim. Sevmek bu değildi bana göre, hiç karşılık beklemeden ama hiç zarar da görmeden mutlu olmak ve mutlu etmekti. Artık sadece melankolik duygular var kalbimde. Kimsenin ulaşmasını istemediğim için kafese koyduğum bir kalp ama camdan olan bu kafesimi kırsınlar diye elimde sokak sokak gezdirdiğim bir kalp. Neden sadece sevemiyorum? Neden korkmadan biriyle bir şeyler yaşayamıyorum? Neden? Sadece… bilmiyorum. Her şey o kadar yoğun ki aklımı nasıl toparlayacağımı dahi bilmiyorum. Sadece birini bekliyorum, gördüğüm zaman bu “O” diyebileceğim, beni bu camdan kafesten kurtaracak, beni sevecek ama tekrar o kafese koymayacak birini. Çok mu zor hayattan istediklerimizi elde etmek? Birisi çıkıp “Ben O’yum!” diyemiyor mu? Ben hayal dünyasında mı yaşıyorum yoksa? Öyleyse bile çok üzücü değil mi gerçek hayatta böyle insanların olamayacağını bilmek? Her zaman çok soru sorduğumu düşünürüm fakat şunu fark ettim ki ne zaman bir konu hakkında köşeye sıkışsam hemen sorulara yöneliyorum. Beni başka yönlere iten bir kaçış mekanizması bu. Ama ne kadar soru sorarsam sorayım bu cam kafesten kaçamayacağım.

Yazmak

Yazmak öyle sıradan değil ki;

Okumayacağını bildiğin birine yazmak hele…

Anlamlarını taşıyan bir sürü kelime,

Anlatmak istediklerini topladığın.

Ama yine karşındakinin, ne anlamak isterse

onu anladığıdır yazmak.

Yazmak her zaman şiir değildir.

Sevdadır şiir, aşkdır bana göre.

Yazdıklarınla sarılabilirsin bazen karşındakine

Okudukça içini ısıtan şeyler yazarsın

Bazen de bir fırtınadır yazmak

Aklından geçenler üşütür karşındakileri

Bazen bir kelebekdir yazmak.

Güzel şeyler göstermek için yazarsın

Bazen de en olmadık şeyleri.

Kaçmak için yazarsın bazen

Bazen de kaçırmak için uykularını.

Ama yazmak için yazamazsın.

Bazen de okumak için yazarsın sonraları.

Ne kadar çok yazdığın değildir önemli olan.

Ne kadar çok anlattığındır.

Ne kadar çok sarıldığındır.

Ne kadar çok gösterdiğindir.

Ne kadar çok uykusuz kaldığındır.

Ne kadar çoksa o kadar yoktur aslında…

Araf

Araf’tayım artık kalamıyorum ayakta,
gidemiyorum çekip, terk edemiyorum.
umut en büyük hayat kaynağım,
azı zarar, çoğu hayal.

bulamıyorum seni gözlerimin ucunda,
kaçıyor musun benden yoksa sadece kader mi?
keder mi beni bu hallere düşüren yoksa sen mi?
konuşmak istiyorum senle ama öyle arkadaş gibi değil
bir zamanlar olduğumuz gibi tekrar gizli iki sevgili

biraz düş, biraz düşün,
yarım kalan bir düşüm.
biraz küs, biraz düşün,
sen gelene kadar bahara küsüm…

Gül Güzeli

kaybettim kendimi, bulamıyorum
boğuldum, deniz gibi bulanıyorum
yağmur yağarken eriyen pamuk şeker misali
gün geçtikçe yok oluyorum

sabrediyorum hala, inanıyorum
kavuşacağız, en azından öyle umuyorum
kor ateşte kömürleşen odun misali
hayallerim bir bir kararıyor

yakmak istiyorum bir sigara daha
geçmişin bulanık dumansılığına ithafen
çekmek istiyorum içime tekrar
nefes almak belki de tekrardan

görmek istiyorum seni
sesini duymak, gül gibi
şarkılar söylemeni istiyorum bana
aşk için, bülbül misali

eski bir plaktan çalan şarkıyla
dans etmek istiyorum, sonsuzca
gökyüzüne saçılmış yıldızlar altında
gök yüzüne saçılmışcasına

pamuk gibi ellerinden tutmak tekrardan
kahkahalar atmak, dünya bizi duyarcasına
yolculuk etmek yan yana aynı şarkıyı dinlerken,
sen manzarayı, ben seni izlerken

şiirler yazmak tekrar gün dönümleri için
sensiz geçirdiğim her kahrolası gün için
sesimi duyurmak için, kalbimdeki sana
seni her şeyden çok sevdiğim için

beklemek belki bir ömür boyu
kelebek olacak bir tırtıl misali
yokluğunda sürünmek günlerce, belki aylarca
varlığında uçmak masmavi sonsuzluğa

bir gül koklamak, en güzeli
bir gül sevmek, en güzeli
bir gül özlemek, en güzeli
bir gül güzelim, ben severim…